TÜFEĞİM KAZDAĞLARINDA GÖMÜLÜ

e-Posta Yazdır PDF

  Yanlış hatırlamıyorsam 1982 yazıydı.

            Askerliğim bitmiş, istediğim gibi iş bulamamış ve son paramla Bayramiç’e gidip mesul müdürlüğe başlamıştım. Bayramiç şehir lokalinde genelde herkes avcılıktan bahsederdi. Bende onlara Artvin Ahravi de atmaca ile yaptığımız silahsız avcılığı anlatırdım.

Bir gün bir grup arkadaş ava çıkalım dediler. Bende 30 yaşındaydım. Erkeklik gücümüzü gösterip üstünlük sağlamak psikolojisiyle ilk maaşımın yarısı ile hiç unutmam

( 25.000 ) TL ye bir Üzümlü marka tüfek aldım ve onlarla birlikte kaz dağının tepelerine bir hafta sürecek av partisine gittik. İlk gidişimiz geceydi ve yolda araba farlarında hareketsiz duran tavşanları topladık. Bir meydan da çadır kurduk. Ateş yaktık. Gündüz erken geyik arıyorduk gecede ateşin başında toplanıp yolda aldığımız tavşanları ve getirdiklerimizi yiyip yığınla hikâyeler anlatıyorduk. Geyik vuramadık geri döndük.

15 gün sonra keyfimizin tadı damağımızda kalmış ki tekrar toplandık. Arabalara binip yola çıktık. Ama yolda hiç tavşan göremedik. Yine çadırımızı kurduk. Yanımızda getirdiğimiz nevale ile iki gün idare ettik. İki gün sonra ekmek kırıntısı bile kalmamıştı.  Sabah erken arkadaşlar geyik bulmak için gittiler. Ben çadırda uyuyordum. Kalktığımda yiyecek hiçbir şey yoktu ve karnım çok fena acıkmıştı…

Bir an etrafı dolaşayım derken karadut gibi böğürtlenleri gördüm… Biraz yedikten sonra üvez gördüm hem de iri iri. İlk önce kırmızılarına saldırdım. Kekremsi ve ekşiydiler. Olmuş kahverengileri ise bal gibi tatlıydı. Hem karnımı doyurdum hem arkadaşlara topladım. Çadıra tekrar döndüm karnım yine acıkmıştı.

Birden vrak, vrak sesler duydum. Yanı başımızdaki dereden kurbağa sesleri… Gittim baktım her biri el gibi, yarım kiloluk kurbağalar. İnce bir dalı kesip mızrak gibi yaptım ve 30 a yakın kurbağayı avlayıp, arka bacaklarını ayıklayıp, incecik derisini soydum. Akşamdan kalan ateş közünde pişirip yedim. Tavuk veya bıldırcın budu gibiydi…

Arkadaşlar elleri boş gelince onlara da ikram ettim. Önce nazlandılar ama sonra çok hoşlarına gidip hepsini bitirdiler.

Kaz dağları bizleri doyurmuştu…

Ertesi sabah erken birlikte çıktık ben ve iki arkadaşım. Aşağıda mevzilendik. Diğerleri geyiği yukarıdan aşağıya doğru kovalayacaklardı. Yaklaşık iki saat kadar bekleyip dallardan üvez ve ahlât toplayarak oyalanırken yukardan silah sesleri başladı. Gürültüler bana doğru geliyordu. Şanslıydım hemen tüfeği alıp kıpırdayan çalılara peş peşe iki el ateş ettim.

Ben kıpırdayamıyordum. Çalılar da kıpırdamıyordu. Arkadaşlar geldiler, çalıları işaret ettim. Birlikte gittik. Bir maral, ceylanın dişisi… Daha ölmemiş. O iri gözlerinden gözyaşı dereler gibi akıyor ve bana bakıyor. Dünyada gördüğüm en iri, en güzel ve en anlamlı göz. Çaresizlik içinde neden diye soruyor sanki…

Arkadaşlar hemen kestiler, eti yenmezmiş çok sert olurmuş. Dağda haşlama imkânı da yok. Gömdüler… Gece hiç uyuyamadım. Erken kalkıp maral’ı gömdükleri yerin yanına bir çukur kazıp o yarı maaşımı verdiğim tüfeğimi gömdüm. Son avcılığımdı...

O şimdi altın arayacakları dağlarda benim tüfeğim gömülü… İnşallah onlar toprağı eleyip devşirirken o gömdüğüm tüfek patlar ve patronlarını vurur.

Ne zaman kaz dağları konu olsa o maralın gözleri ve gözyaşları gelir aklıma… O yaşa kadar hiç ağlamamıştım, ağlayamamıştım. Annemin, babamın cenazesinde bile. O günden sonra o maral’ın gözyaşları bana geçti ve her olayda ağlar oldum.

Günlerce bizi besleyen kaz dağları talan ediliyor.

Ben yine ağlıyorum.

Maral’a üvezlere, kurbağalara ve milyonlarca ağaca ağlıyorum...

Hits: 1143
Yorumlar (1)Add Comment
Yine geliyorlar, havamýzý, suyumuz, topr
Sayın hürel, Mart 18, 2008
Altýn gelecek yerden Kaz esirgenmez diyerek kimseyi kandýramazlar!

Hayvanlarý öldürerek, sadece Kaz daðlarýnda yetiþen türleri, geniþ ormanlarý yok ederek elde edecekleri altýnlar Sarýkýzýn saçlarýndan, Kaz daðlarýnýn hayat dolu yamaçlarýndan daha deðerli olamaz. Doðumda, sünnette, düðünde, mutlu günlerde takýlan altýnlar hep baþkalarýnýn felaketiydi; ama topraklar zehirlendikten, sular kirlendikten, ormanlar yok edildikten sonra o altýnlarla kimsenin mutlu günü olmayacak! Yaþanacak toprak, solunacak hava, içecek berrak sular, sýrtýný yaslayacak aðaçlar yoksa hayat da yok, gelecek de! Biz ölüm deðil, hayat solumak istiyoruz....

Yorumunuzu Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
smile
wink
laugh
grin
angry
sad
shocked
cool
tongue
kiss
cry
Kısa | Uzun

security code
Lütfen karekterleri yazın


busy
 

Son Eklenenler

Ençok Ziyaret Edilenler

Harikalar Fabrikası Fikir Atölyesi